Çarşamba, 04 Aralık 2013 20:53

Göknar ormanlarının ülkesi İhsangazi…

Written by 
Rate this item
(0 votes)


Siyez deyip geçme…
Yakaladımı bi kere, adamı şair bile eder.

Takılmaya gör hele…
İnekyağı ile koyun koyuna girmiş o eşsiz kokusuna.

Damağından bi girer, o dakka kalbinin en hassas kapısını açar…
Öyle deli divane eder ki, döktürdüklerine kendin bile inanamazsın.

Tıpkı…
Ziraat Mühendisi olarak İhsangazi’ye gelip de, geçen yıllar içinde siyezi dünyaya tanıtacağım diye adeta mutasyona uğrayıp şaire dönüşen İhsangazi İlçe Tarım Müdürü Ömer Şahin gibi.

Siyezin teşvik ettiği, Ömer müdürün faili olduğu şiire buyrun şimdi…
“Antik çağdan kalan bir tarım kültür mirasıyım / bakmayın öyle sakin durduğuma / öyle yalnız ve garipmiş gibi göründüğüme / kendi türümden olmayanın / boynunu bükecek kadar güçlüyümdür aslında / yeryüzünde en çok burada yetiştirilirim / korudum kendimi değişimden dönüşümden / ancak kara sabanın hükmedebildiği böylesi kıraç ve fakir topraklarda hep ayakta kaldım / suyun çok olduğu yerde yaşamak marifet mi sanki / buzul çağı bitti benim çağım başladı bu topraklarda / kocaman mamutlar bile direnemedi zamana / kaç çiftçi eskittim evvelimi bilmeyen / Ben hep vardım / geleceğe bakıp varlığımı sürdürmeye karar verdim / Ahşap evlerin diyarında / Aktepe’nin eteklerinde / Göknar ormanlarının ülkesinde / Görpe’nin eğri minaresinin gölgesinde / Anaların yüreğinde / bacıların emeğinde / Çiftçilerin sabır taşında/ Bu şirin diyarda varlığımı sürdürmeye yemin ettim / Sanmayın ki düşmanımdır değirmenin çarkı / ve taşı / ve bulgur sevdalısının kazanı / Aksine yeni bir hayat verirler bana / ve sizlere / ve tüm insanlığa”.

Şiir değil aslında, siyezi tanıtım için hazırlanmış bir klibe “fon” olarak yazılmış notlar bunlar…
İzlemeye doyamadım, elimin altında bi “Oscar” filan olsa, o dakka çekip veriyordum, o derece hayran kaldım yani. 


Buğdayın son kalesi Oya Ayman…

2008 yılında ilki düzenlenen Siyez Bulguru festivaline de katılmıştı…
Eşi Uygar Özesmi ve oğlu Ali ile.

O zaman açıkçası…
Kulağına çalınanı kalbine rehber ederek, düzenleme komitesinden habersiz gelmişti İhsangazi’ye.

Aaa bi bakmıştık…
Ülkemizin önde gelen doğa aktivistlerinden Oya Ayman, oğlu Ali ve Greenpace Akdeniz Genel Direktörü Dr. Uygar Özesmi karşımızda. Nasıl sevinmiştik, nasıl sesimizin uzaklardaki kalplerde yankı bulduğunu görüp, yerli tohum mücadelesini körükleyecek damarlarımıza inançla kan pompalamıştık.

Bu kez…
Bi telefonumuzla İhsangazi’de bulduk; Ayman, Özesmi ve Ali’yi.

Daha doğrusu…
Onlar yine gelirlerdi gelmesine de, biz bu kez davet ederek incelik gösterdik.

“Niye illa gelsinlerdi ki?” derseniz…
Benim gözümde Oya Ayman, Anadolu’da buğdayın son kalesidir de ondan.

Kurulmasında büyük rol oynadığı “Buğday Derneği”nden tutun da… Gecesini gündüzüne kattığı ve artık bir yaşam biçimi haline getirdiği yerli tohum mücadelesine kadar, buğdayla yatıyor buğdayla kalkıyor.

“Bir buğday başağına ömür adanır mı?” diyorsunuz biliyorum içinizden…
Mevzu, buğday değil be dostlar. Buğday olmadan, bağımsızlık olmaz, bağımsızlık olmadan vatan olmaz, vatan olmadan da her sabah sevinçle, inançla, çocuklarımıza sarılarak uyanmaya gerek kalmaz.

Bu gerekçeyle işte sırf bu gerekçeyle…
Son kale düşmüyor.

Buğday demek, bağımsızlık demek…

Çanakkale’yi siyezle kazandık…
Yazmaz bir yerde, dedeler torunlara aktarmış, ben de onlardan duydum.

İhtimal…
Yunan ordusu yemek üstü çikolatalı biküvileri mideye indirirken afiyetle, bulgur pilavı ve hoşaftan oluşan Kuvayi Milliye menüsünün bulguru, siyezdi.

Elbet…
Cepheye giden cephane kağnılarına bir iki çuval da siyez atılmıştır; Seydiler, Devrakani, İhsangazi havalilerinden.

Gelelim bugüne…
Yurtdışı strateji kuruluşlarında uzmanlar tarafından yaratılan formüllere çeşitli değerler giriliyor, senaryolar üretiliyor, savaş oyunları oynanıyor, bu sayede geleceğin haritaları yeni baştan çizilmeye çalışılıyor biliyorsunuz.

Bir ülkenin ajanları gidiyor…
Komşunun bir şehrini yerli teröristlere havaya uçurtuyor, çoluk çocuğu teröre kurban veren ülke de hıncını komşudan alıyor filan.

Hiç gerek yok, benim önerim şu bu ting-tangcilere…
Bir ülkedeki yerli buğday türlerini yıllar içinde çaktırmadan sürekli olarak azaltın. Öyleki o ülkede yerli tohum kala kala toplam buğday ekiminin yüzde 5’ine kadar insin. Geri kalan yüzde 95 buğday tohumu direkt dışarıdan gelsin ve üretimi için gerekli olan ilaçtan tutun da diğer teknolojiye kadar alayı da dışa bağımlı olsun.

Sonra da bu garibim ülkeye savaş açın…
Topa tüfeğe hiç gerek yok. Buğday tohumu ve teknolojisi vermeyi kesin sadece.

Eğer yüzde 5 yerli buğday yeterse o ülkenin savaş yıllarında ayakta kalmasına sorun yok…
Yetmezse, tek kurşun atılmadan bir ülke nasıl ele geçiriliyormuş görün bakalım.

İhsangazili emektar kadınlar…

5. İhsangazi Siyez Bulguru ve Sepetçioğlu Festivali kapsamında yapılan yemek yarışması için festival alanına daha inmeden…
Piknik tüp üzerinde fokurdayan o eşsiz lezzetteki eğşili pilavların kokusu bizi çekti kendine.

Gözlerimizi kapattık, hiç sorup soruşturmadan, kokunun bir ucundan yakalayıp, indik festival alanına…
Gözlerimizi açtığımızda, hazine odasındaydık.

Emine Guran’la tanıştık ilk…
Ders niteliğinde konuşuyordu yarışmaya katılacağı pilavı pişirirken bir yandan da, “Bu bulgurun lezzeti marketlerde satılan bulgurdan çok daha lezzetli olur” derken.

Bu bilginin değeri…
Bu kadarına ulaşmak için dahi, şehirlilerin senelerce gastronomi okuduklarını gözönüne aldığınızda çok daha değerli oluyor haliyle.

Hatice Guran ve Nahide Balaban jüri tarafından yapılan değerlendirmede birlikte birincilik kürsüsüne çıkmayı hakettiler…
Siyeze o kadar emek ve değer veriyorlar ki, dört yıl önceki festivalde yapılan yarışmada da Nahide Balaban yine birinci olurken, Guran ise üçüncü olmuştu.

Festival alanında İhsangazili kadınlarla konuşmaya gayret ettim…
Ortak sorun, mevcut hastanenin yataklı servisinin hizmet vermemesi. Sadece ayakta tedavi yapılıyormuş, yataklı tedaviye ihtiyaç duyanlar ile sevkediliyormuş.

Yetkililere duyurulur…
İhsangazi kadınlar, İhsangazi Hastanesi’nin dört başı mamur hizmet vermesini istiyor.

Laf ola beri gele olmasın yani…
“Cennet anaların ayağı altındadır” sözü.

Tarım teşkilatı seferberlikte…

Eski müdür İhsan Emiralioğlu’nun devrettiği siyez bayrağını…
Yeni Tarım İl Müdürü Osman Yaman’ın alması ve aynı inançla koşmaya başlaması siyezseverler açısından son derece olumlu bir gelişme.

Siyezi dünyaya tanıtmak için İtalya’dan gelen Slow Food ekibini ağırlamakta bir saat olsun geri durmayan İl Müdürü Osman Yaman…
Baktım, festival alanında da siyez sevdasının peşinde.

İl Müdür yardımcısı Ayhan Çağlayan ve illa siyez üzerine doktora yapan Mühendis Burcu Emeksizoğlu…
Siyeze bundan sonraki yolcuğu boyunca en büyük desteği vereceklerin başında geliyor.

Burcu Emeksizoğlu’nun yapmakta olduğu akademik çalışmanın sonuçları…
Siyezin gelecek yolculuğu açısından önemli koordinatlar içeriyor çünkü.

İlla lafı şair İlçe Müdürü ile bitirelim…
İhsangazi İlçe Tarım Müdürü Ömer Şahin, görevinin ötesinde siyeze verdiği emekle hem teşekkürü hakediyor hem de örnek oluşturuyor kamuya.


28.08.2012 
MustafaAFACAN

Read 3570 times Last modified on Çarşamba, 04 Aralık 2013 20:53